7.12.2013

güzel sanatlar kulübü





  • geçenlerde İrmik'le Boğaziçi'ndeki mabedimiz güzel sanatlar kulübü'ne gittik






  • kulübün iftiharı olmuşum da, haberim yokmuş



  • çok iç geçirdim
  • sonra iki haftalık bi atölye çalışması düzenlemeye karar verdik
  • başta bez bebek yapacaktık
  • ama ben farklı bişey yapmak istedim
  • herkes kendini yansıtan birer bebek yapacaktı
  • bi form hazırladım ilk hafta için

  • ilk hafta dersi, mum ışığında, formdaki sorular üzerinde düşünerek ve konuşarak geçirdik

  • ikinci hafta, aksiyona geçtik, herkes bitiremedi bebeğini ama, ben sonuçları o kadar sevdim ki!







  • uzun zamandır yazamadım, ağrılarla başım dertte, yazacak bişe de yok ki zaten
  • ama şu anda yazmamın sebebi, az önce gördüm, bikaç gün önce dünya engelliler günüymüş
  • tek şunu söyleyeceğim: başına gelmeden anlayamazsın, lütfen anladığını da iddia etme

  • bu olay öyle bi olay ki, yani engelli olmak, kişiliğimi alıyo, paramparça ediyo, egomu taşın altına koyup eziyo, eziyo, vücudumdaki bütünlük hissini alıyo
  • yarım hissediyorum dostum, malesef yarım 
  • evet mutluyum çok şükür ama yarım
  • yatalak değilim çok şükür ama yarım
  • psikolojim sağlam şimdilik ama tam değil işte gelgitlerle idare ediyorum
  • geleceğimin yarısı şimdiden alınmış gibi
  • günlerimin yarısı boş, boş derken ağrıyla karışık boş



  • bilmiyorum ki, sen de belki kendini yarım hissetmişsindir, az hissetmişsindir
  • üzüntüden bitkin düşmüşsündür, yalnızlıktan patlamışsındır
  • hasta, aç sersefil ortada kalmışsındır
  • huzurun kaçmıştır...

  • düşünsene, daha ne olduğunu anlamadan o his kaybolup gitmiş, yine kendine gelmişsin
  • ama engelli olunca kendine gelemiyosun işte,ben engelli olunca, bi aydır yazmadığım bloguma bunu yazmak istedim
  • ve şu anda ağrı dizime çivi çakıyo



  • ama şu var, destek olmak önemli, hissettirmeden ama...
  • ve üzülün tabii benim için, ya da benim gibiler için ben de üzülüyorum zaman zaman, ama gözümün içine sokmadan yapın bunu

1.11.2013

yolculuk

  • İrem'le biz zaman zaman Eminönü'ne gideriz
  • bu kez epey yorulduk, yani ben yoruldum, aslında her zamankinin 4te biri yol kat ettik

  • Beyazıt kapısından girdik Kapalıçarşı'ya
  • Parfümeri Sara Berkel'i gördük
  • Sonra ben İrmik'in koluna girdim, taaa Mercan çıkışına kadar yürüdük çarşının içinden


  • aklımdaki yeni fikirlere, yeni malzemeler bulmak için önce dericileri dolaştık
  • küçük hanların içinde çalışan zanaatkarlar gördüm
  • 'kolay gelsin ustalar' dedik 
  • sonra İrmik beni damgacıya götürdü
  • aslında onlara 'pantograf' dendiğini öğrendik
  • hazırlayacağım ürünler için bir de damga yaptırdık, of çok güzel oldu




  • burası pantografçı işte
  • tekrar bi atölyem olsun çok istiyorum
  • yani ev olmasın, atölye olsun
  • ama yalnız olmayayım, farklı işlerle uğraşan dostlarım olsun, tıpkı Boğaziçi'nde okurkenki güzel sanatlar kulübü gibi

  • ne diyodum, çıktık sonra oradan
  • Mercan'dan aşağı yürümeye başladık


  • bu balıkçı çizmesini görünce aklıma Emir geldi, klipte falan giyer miydi?
  • sonra mankencilerden geçtik
  • Eminönü ne garip, herşey var...




  • Sirkeci'de kimyacıların orada bi ev yemekçisi açılmış, İrmik götürdü beni


  • yemekler bizim Hırvat lokantası kadar olmasa da, fena değildi




  • Arnavut kaldırımlarında ayaklarımın fotoğrafını çektim
  • bacağım kopmadığı, beni bırakmadığı için bi kez daha şükrettim

  • gözlüğümü değiştiresim var dedim İrem'e
  • Doğubank'ın orada bi hana götürdü İrm beni, eskilerden kalma gözlükler olan bi dükkana gittik
  • benim beğendiğim bu Persol marka gözlüklerden üsttekine 300, alttakine eski olduğu için 500 dedi amca
  • slmsktsn vazgeçtim, çünkü yeterince beğenmedim


  • ben yorgunluktan ölürken Sirkeci'den tramvaya binemedik
  • o kalabalıkta yeteri kadar oturacak yer olmadığından biz ayakta beklerken 3 tane tramvay dolu geçti


  • İrem'in de gazıyla vapur iskelesine yürüyebildim
  • taaa Galata Köprüsü'nün oraya

  • Üsküdar vapuruna binerken İrm'le vedalaştık
  • vapurda malesef içeride otruamadım, tek başıma basamağı çıkamadım,  merdiven çıkamadım, vapur sallanıyodu
  • halatların üstünde cambazlık yapa yapa dışarıda oturabildim


  • şehri seyretmek çok güzeldi



  • ama ben çok stresliydim
  • hem de yorgundum, vapura binmeye çalışırken korkmuştum da










  • bi oh çekemeden geldik Üsküdar'a 
  • vapurdan inmek, o güruhla yürümek yüreğimi ağzıma getirdi
  • indikten sonra da karşıma sürekli basamaklar, engeller çıktı
  • kadıncağızın biri halime acıdı, kolumdan tuttu sağolsun



  • eve geldiğimde yürüdüğüm yollar bacağımın hissetmediğim bi yerinde bi yara açmıştı
  • bi kaç gün ağrı çektim
  • ama olsun, pişman değilim
  • malzemeler yavaş yavaş hazırlanıyo
  • yeni projem beni heyecanlandırıyo


  • bazen yolculuk yapmak iyi geliyo